Showing posts with label yalnızlık. Show all posts
Showing posts with label yalnızlık. Show all posts

Monday, August 24, 2009

YALNIZLIK


Değil bu hiç bir şeyin kaçışı.

4 gözle beklemek

4 elle sarılmak

2 göze vurularak

Oynamak varken

3 günlük dünyada

5 vakit hüzün

2 karış toprak gibi kotu bir taktikle sahaya çıkıp
hep kendi kalemize gol, oluyoruz. Defansta duran uzun boylu çocuk dizlerinin üzerine çöküp, olur böyle şeyler üzülme sen, diyecek kalecinin kirli ellerini bekliyor ensesinde. Ve her kalp daralışında ayağımıza dolanan hüzün yalnızlığımızdan da uzun, kimimiz kimsemiz yok ondan bu düşüp kalkmalar hüzünle. Yani iste tam da burada rakının da iste ondan bulanıyor akli.

Hem kızmaya lüzum yok hancısı çok bu skik dünya da öyle çok da şeye. Hangi kayıp ufalamadı ki ağzındaki küfürlerin arasında bedelini fazla fazla ödediği ilk sevdiği-çok sevdiği-son sevdiğinin son küçük parmağı da avucundan düşerken hayat denen orospu çocuğu otel sahibinin, Burada mi yaşıyorsunuz yoksa paket mi yapayım ev de mi üzülürsünüz?, bıyıklı gülümsemesini? Dedi ya üzülmeye gerek yok. Bilelim yeter; takılı kalıyor girenlerin tırtıklı çıkanların hani $u gözden akan ve içinde iki kilo pirinci ve koca tas çoban salatayı kaldırır tuzlu tarafları… Savaştan yeni dönmüş ve tüm günahları unutulmuş genç bir asker gibi bir hayata sığmayacak kadar çok ani ve acıyı değersiz kılacak kadar çok acıyla uslu… suratımıza yapıştırdığımız içten gülümsemeyle hayatlarını bize adayacak talihsizlerin kaybedişlerini izliyoruz. Sonra da, Nerde ulan! diye bağırıyoruz, siktigimiz son meleğin meni dolu kanatları…

Bu sefer o kalbinden de temiz kâğıda düşenler silinmeyecek! Büyüdün ve gotlesti dünya. Bilindiği için yazılanlar temiz olsun diye her yeni başlangıçta üşenmeden yeni bir sayfa açmak yok artik sana bana adi Türkçede gecen diğer şahıslara.

En çok olunmak istenen yere, `yakin`in anlamını unutacak kadar uzaklaklasmak.

Abdestimizi bozacaksak bunun için bozalım. Seninkisi mağlubiyetin bin yıllık makusluğu. Her kaybedişte Şeytanın huzur bulduğu semte yeniden taşınmak. Yoksa mesele değil binlerce ve binlerce kilometre uzaktayken bile sevgilinin adini düşünüp uykuya oruçlu dalmak. Germişler teyemmümü seferinin çadırına car mıhla..

Duymadın mı elleri büyük adamlar bile ölüyor. Sense sendekini üzülmek sanıyorsun. Çıkışta garsona bırakacağımız bahşiş de değiştirmiyor anılarımızı serin tutacak bulutun biz üçüncü kadehi sipariş etmeden soframıza yanaşmayışını. İçiyoruz ve uysallaştırıyoruz zamanı. Sen de öyle yap, alkolik diye çok havali bir adin olsun.

Geçtiğimiz şehirler ayak izlerimiz. Büyüyünce ve geri dönünce küçük geliyor ve anılarımıza o şehre dönenene kadar seker dolu ceplerimizde biriktirdiklerimiz. Çıkacak bütün soruları bilecek kadar çok tekrar var hayatta. Öyle diyorlar. Ve cam pepsi şişeleri özlemeyi bırakıp aklımıza yüklendiğimiz çok cc alkol gösteriyor ki SSK`li babaların evlatlarına çare olmuyor eski dost sayacı açık kalmış zaman.

O yüzden iste yapılacak en sağlıklı tedavi günü geçmiş anılarımızı içimizdeki çocuğun ulasamiyacagi bir yerde oldurup, hiç bulunmayacakmış ama iste denk geldiğinde de sana seni içine çeker gibi bakan iki gözdeki intiharla süslemek…

Yalnızlığım benim sidikli kontesim gördün mu bak yine kaybettik... Simdi otur dinle, ` Biz sana o kadar 3 5 2 oynama demiştik`…





fotograf kaynak: http://orzz.deviantart.com/art/Loneliness-96657310

Yazan: S.O

Tuesday, July 28, 2009

ne nedir?


Aşk;

senin dilini bilmeyen uzak doğulu bir turist;

sen ne söylersen söyle, o, başını eğerek sana hep

gülümseyecektir...
Yalnızlık,

kötü kokan bir çorap;

bir vakit sonra sahibini de rahatsız eden...
En iyisi katlayıp üstüne oturmak,
ve
ıskalamadan hiçbir kareyi
manzaranın tadını çıkarmak.

Para,
sokakta el ele yürüdüğün sevgilin;
yanında olunca kadınların sana hep daha çok baktığı.

Hayat;
kulaklarının uzun süredir uğramadığı bir radyo istasyonu;
sen
dinlemesen de
o hep
çalar.

Ayakta işemek,
erkekler için bedeli ağır bir ayrıcalık;
diyetini,
etimizi en az bir kez fermuara sıkışarak ödediğimiz.


Korku;
kül tablasında olduğu halde yanmaya devam eden bir amerikan sigarası;
vazgeçmez seni öldürmekten
bir an olsun;
sen onu öldürene kadar.

Aşk,
suçu henüz kanıtlanamamış bir elbise hırsızı;
aynı örtünün altında üşüdüğün sevgilinin tenine değinceye kadar masum.

Yalnızlık;
etrafına sadece sürüden ayrıldığı zaman saldıran, azılı bir boğa;
başını yaslayacağı tek yer cellâdının elindeki kalp rengi pelerin.

Mutluluk;
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarında hizmet gören kadrolu bir tren;
ya geç gelir
ya da çoktan gitmiştir.

Aşk;
karşısındakiyle el işaretleriyle anlaşan bir dilsiz;
bu dili bilmeyen ve onu uzaktan kaçamak bakışlarla süzen birinin anlam
veremediği.

Hain;
kendine en yakın bildiğin dost;
tek farkı, artık dost değildir.

Alkol;
seyyar satıcısının elinden bir otobüs yalnızlığında
devralınan yapışkanı

bitmiş bir yara bandı
ya da
hangi yol üstü lokantasından olduğu hatırlanmayacak kadar eski ve kuru bir
ıslak mendil;
içimizdeki yürek acısına ancak o kadar iyi gelir.
serdaronuk diye biri yazmış
Hayat dediğin şey;
rüzgârlı
ama güzel bir öğle sonrası….


Hayat;
rüzgârlı

ama güzel bir öğle sonrası,
sen
etekleri suda uçuşan bir vapurun pilelerinde (otururken) martılar konuşurken kendini erteleyip okumaya çalıştığın gazete;
sen ne kadar uğraşırsan uğraş, rüzgar dinmedikten sonra almaz istediğin şekli;
aldığındaysa sen ve vapur; çoktan iskeleye varmış olur.

20`li yaslar


az sonra, her turu sorununuza bir kac saniye icinde yanit bulabileceginiz eksiduyuru.com adli soru-cevap-paylasim sitesinde, cok sIkIldIgInI belirten bir kullaniciya cevap olarak yazilmis bir basligi okuyacaksiniz.. sorunun icerigini tIrnak icinde baslIk olarak kIsalttIm..

`cok sIkIlIyorum`

dert etme 20 yaşından sonra çok tekrar var hayatta.

belki bir seyler ekleyebilirim:

uykuya dalmadan once hayal kurabiliyorsan bunlardan cok daha beterleri icin hazirlanmis tehlike aninda cildiriniz hakkini kullanmak senin icin cok erken. canini cok sIkma. gecicidir. yeni insanlar tanimaktan bikmis olman tanidigin eskilerden artik hic haz almadigin anlamina gelir ki bu benim de cok sevidigim bir oyun. ya, hayatindaki -her hatirlayisinda yuzundeki cizgileri biraz daha guzellestiren seyleri yasadigin insanlardan onlara bir daha asla geri donemeyecek kadar ayrisindir, ya da geride kalan o bedenler o kadar guzeldir ki yeni gelecek olani/olanlari hic hak etmedikleri ve beklemedikleri agir testlere sokarsin. citani biraz dusur. onlara da sans tani. goreceksin ki hayat aslinda hic de tek kullanimlik degil.

evet uzgunum. guzel espiriler yapan, ucunda seni kirmak bile olsa sadece guzel olanlara gulen, akilli, nerede osurmasi gerektigini bilen, en az 6 tane saglam aci yasamis, gozlerine baktiginda aklini, hasktir lan yoksa cennet var mi?, sorusuna goturecek bir kiz-erkek-sevgili bulana kadar bu boyle gordugun herkesle ayni donemecten gececeksin.

bilgisayarimi acmak icin ona her uzanisimda acma dugmesinin uzerindeki ortasindan ince cizgi gecen o kirmizi isareti neden bana kultablasinda sonen bir sigaram oldugunu hatirlatiyor? iste bunu ben de bilmiyorum.

her seyden sIkIlmak iyidir. seni daha yaratIcI yapar. gozunun onunde olup da gormediklerini gormeni hergun kulagina fisildayan o yirtik corapli dusunmek denen o guzel kucuk fahiseyi daha iyi tanimani saglar. mantar ya da kokain gibi; algilarini kabartir. sen sIkIlIrsIn o ayri. kapitalizmin uzerimize sabah aksam attIrdIgI bir dunyada yasiyoruz. ve envanterdeki gezegenlerin en gecerlisi bu. her seyin en az bir bedeli olmali evvelinden yani. ez-cumle, arkadasim ben yaratici degil, mutlu olmak istiyorum, diyorsan sizi soyle kalabaliga alalim.

Bir sumuklu bocek ve bir kaplumbaga satin al, birbirlerini kovalamalarini izle. kopeginin baska kopeklerle sosyallesmemesini dert edecek kadar rahat bir hayatinin oldugunun farkina var deyip zaten bildigin bir seyi yeniden gozune sokmanin ne kadar manasiz oldugunu sen de bu cumlenin sonuna geldiginde anlayacaksin. bunun hakkinda daha fazla harf sarf etmeye gerek yok.

turk sosyoloji tarihindeki yerini koruma konusunda dirhem zayiflik gostermeyen ust komsular ne senin ne de eger gerceklestirseydi olu-5-eski ust komsusu olacak benim icinden kolaylikla cikamayacagimiz beter bir durum. evet onlar birer varliktan ote birer durumdur. yani siz bunun boyle olmamasi icin ne yaparsaniz yapin onlar verdikleri kalIcI rahatsizliktan oturu hic bir zaman ozur dilemeyecek geberesice durumlardir. anlasamazsiniz. yapabilecegmiz tek sey; ust benligin sesini biraz daha fazla dinleyip bir ust komsun oldugu fikrinden ve yuksek sesle muzik dinleme tutkusundan kisa araliklarla vazgecmektir.

kardesinin OSS den yuksek puan almasi aile ici, kainat bizi boldugunden beridir muhtemel suregelen abi-abla kiskancliginin siradan bir ornedi. yok ben onu kiskanmiyorum, sey aslinda, gibi kendin soyle-kendin kan masalarimiz malesef bu konu hakkinda gecici bir sure hizmet verememektedir. Daha guzel bi hayatin yasanabilecegi, onun basarisiyla sen de mutlu ol, kampanyamiza kisaca bir goz atmaya ne dersiniz?

anneden sIkIlma. anneden sIkIlnmaz. olsa olsa sIkIlIr o. simdi yasasaydi da, soyle kucaklasaydim onu doya doya. sIksaydIm kollarImIn arasInda. onu da sev. gunde 20000 kusur kere sIkIlIp genisleyen kocaman bir kalbin var. bir kaci kere de da onun icin ezilip buzulsun. ne olur ki?

arkadaslarinin muhabbetlerinin surekli tekrar etmesi de gayet normaldir? bunun tersinin olabilmesi icin gercekten cok tasak adamlarla-kizlarla, ya da her gun baska bir maceranin pesine verecek kadar zengin orospu cocuklariylan, ya da bir kac tane dahi ile takilman lazim. bunun disinda sanmaki herkes her gun yeni bir konu hakkinda doktirin veriyor. bildik siradan seyler,

-aa bu mu ahu, nun yeni sevgilisi
-memete bi gommusum winningte aklin almaz
-dun beyaz sov cok komikti yau
-aa ayakkabilar yeni mi
-pkk teror orgutu, dtp, ordu
-havalar da cok sicak
-meyve yer misin, bi bira?

hayat boyle…

kilo alamiyorsan. bol bol karbon-i hidrat tuketeceksin. vucudun enerji kaynaginin turkcesi bir nevi: ekmek ve hamur isi. uyumadan once yersen daha bi verimli olur. bi ise yarasin diyorsan vucut falan poroteinle birlestir. princ, tavuk-biftek-ekmek-salata her gun karsilasmak zorunda oldugun kabusun olsun.

tavsiye vermek adetlerim arasinda yok saniyordum. gorduk ki sanmak da buyuk yanilgi. yeni birileriyle tanis, otur bi cay-kahve-bira-sarap ic. nereliymis, nerde okumus bi sor. beraber balik tutmaya, pisiklete binmeye, kosmaya, yuzmeye, bara gidin. kopegi varsa kopeklerinizi beraber gezdirin. ust komsundan vazgec, o da senden gececektir. uyurken kardesinin yanina git, yuzune bak. o an icinden gecenleri dinle. anneyi hep sev. 9 ay diyorum. altina sictiklarin diyorum. iki ayaginin uzerinde durdun diye gotun kalkmasin. arkadaslarindan cok daraldiysan, vodafone yeni kampanya yapmis ona gec. g-mail de eski adresini getirene 5gb alan veriyormus. az az sIk sIk ye. sigara varsa azalt. bitince de bilgisayari her defasinda acarken karsilastigin o dugmenin uzerinde bas… hala yasiyorsun. Kaldir kafani derin bir nefes al…

20 yasindan sonra cok tekrar var hayatta…