- Ne kader güzel.
Getting a kidney surgery by falling onto your own sword. - İnsanın söylemediği başına çok az gelir.
- How does everything gravitate toward ordinary?
- Hastalıktan geberiyorum, hala ağzımda fosur fosur sigara. Hava -72 derece.
- Demokrat dediğimiz sonunda, rakibinin haklı olabileceğini kabul eden adamdır.
- İçinde hukuk olmayan, adalet olmayan, eşitlik olmayan Cumhuriyeti kim sker, afedersiniz?
- Sizin refahınızı koruyan düşünce dışındaki bütün düşünceler yanlıştır. İnsanın nihai hedefi acı olmaz.
- Devlet en çok kendisini yıkmasından, en çok endişelendiğinin elinden tutar. Diğer bütün dertlerini şiddetle çözer.
- Ruhi Su gibi bir Türkiye olsun.
- İstanbul’da 1 milyon Ermeni, 1 milyon Rum, 1 milyon Musevi olsa şehir cennet olur.
- Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Yağmur yağdı yine
Bulandı hava. - Allah affetsin.
- Gece gece yarım kilo leblebi yedim amk.
- İnsanın kendini dışarıya, dışarıda olan bitene, bu kavga gürültü çatışmaya karşı koruyacağı bir alan olmalı. Bu gerçekliğin sunduğu sınırsız düzensizlikten kaçabilmek için bir yer. Dışarıda ne yaram yiyorlarsa yesinler.
- Bir gezginin, suya kanmadan önce yüzeyinde kendi yansısını gördüğü o temiz su kaynağını hatırlaması gibi; bir annenin günışığını görmeden rahminde ölen çocuğunu hatırlaması gibi, beni hatırlamanı istiyorum.
- Sadece benim istediğim. Sadece benim istediğim kadar dedi adam.
-
Gergin uykulardan
Kör gecelerden
Bir sabah gelecek
Kardan aydınlık. - Bundan daha güzel az şey okudum hayatımda.
- Kendimizi yargılayıp durmaktan vazgeçelim.
- Kasap ineği yönlendirmek için kuyruğunu büker. Kafasına vurmaz. Sırtına vurmaz. Kuyruğunu büker.
- Sen hiç birbiriyle kavgalı iki balık gördün mü? Kavga karada başlar.
- Husumet bitmeden musibet bitmez.
- Bir şeyi inşa etmek yıkmanın ilk aşamasıdır.
- En küçük organizma bile enerji arayışında.
- Bir cümlenin karşındaki insanın hayatını değiştireceğini bilmek kişilik bozukluğudur.
- Kalktı göç eyledi Avşar elleri
- Hayattaki çoğu şey su içmek gibi güzeldir. Bir kere değil hep yapası gelir insanın. Yasaldır. Ucuzdur. İyidir.
Friday, January 26, 2024
-20-
Sunday, September 29, 2019
OSMAN BAKKAL
Osman Bakkal, “Eee efendim. Maalesef herkesin gözü dönmüş. Herkes herkesin lokması olmuş bu denizde. Veyl onlara!” Konuşmak yerine akıldan geçenlerin bol olduğu bu mahallede tabi ki de Hikmet Öğretmenin aklından böyle bir şey geçmiyor. Osman Bakkal’ı tanımlayacak başka bir şey bulamamıştı Hikmet Öğretmen, “Çocukluğunda hiç deniz görmemiş insanlara laf anlatmaya çalışıyoruz.”
Cihan kafasını bakkalın kapısına çevirdi. Henüz tam olarak gelmemiş bir şeyin geldiğini gördü. Kemerinin üstüne toplanmış Kat kat göbeğiyle uzunca bir zamandır bakımı yapılmadığı için gövdesi midyelerle kaplanmış bir tekneymişçesine sallanarak geliyordu. Bakkalın merdivenlerini yavaş yavaş tırmandı. Birkaç basmaktan çok daha azı vardı aralarında. Çıpası dibe takıldığı için hareket etmekte zorlanan bu şeyi dikkatle izledi.
Bu kadar yavaş hareket eden bir şeyin hala canlı olmasına şaşırmıştı. Gözlerinde beyaz boya kalmamış kadın paslanmış kollarını vücudunun iki yanına sarkıttı. Kaynak yerlerinden sadece kendisinin duyabileceği ağrılı bir ses çıktı. insanın saçının yastıkta çıkardığı sesin aynısından. Çayın sıcağını alan bir rüzgar geçti aralarından. Belindeki midyelerin aksine adet olmayı yüzyıllar önce bırakmış vücudu ona doğru eğildi. Ayaklarını karada tutan buluttan örgüde bir kaç ilmek eksildi.
Kadın kendisi dışında herkesin acı çekmesini sağlayan sesiyle, “Emekleriniz sadra şifa olsun dualarınızı bekliyoruz.” diye tısladı. Sigara kanser olsa sesi böyle çıkardı. Ama dumandan ziyade etrafta yanık kokusu vardı.
Osman’ın iğrenç zihni 6 hafta boyunca yiyeceği kıymayı paltosundan çıkardığı poşetin içine tıkıştırmakta uğraşan 70 yaşındaki kadının elindeki yağlı kağıt gibi. Şekilsiz, donuk ve et kokuyor.
Friday, September 20, 2019
Yeni Iphone ve Özellikleri
Monday, September 9, 2019
Tuesday, July 24, 2018
Mahalle
Saturday, April 2, 2016
Bunları Konuşmamız Lazım
- Varlık Vergisi, Kasım 1942-Mart 1944 arasında, bir kereye mahsus olarak alınan kanun tasarısına göre Varlık Vergisi, başta tüccarlar olmak üzere, "iktisadi şartların darlığından doğan güçlükleri istismar ederek" yüksek kazançlar sağladığı halde, kazancıyla orantılı vergi vermeyenleri hedefliyordu. Mükelleflerden alınacak verginin matrahını ve oranını özel olarak oluşturulan takdir komisyonları belirliyor, komisyonun tespit ettiği vergi borcuna karşı itiraz veya yargı yoluna gidilemiyordu. Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde vergisini ödemeyenler Aşkale'deki çalışma kampına gönderilecekti. Varlık Vergisi Kanunu herhangi bir ayrım öngörmüyordu, ancak vergi takdir komisyonlarının geniş yetkileri, o yıllardaki yoğun milliyetçi havayla birleşince, Varlık Vergisi özellikle azınlıklar aleyhinde uygulandı. Aşkale'de yol yapımında çalıştırılan, 1229'u İstanbul'dan 1400 vergi mükellefinin tamamı müslüman olmayan azınlıklardı. Mükelleflerin çalışına kampındaki yiyecek, giyecek ve yatacak masraflarıyla, hastalanmaları durumunda tedavi ve bakım ücretleri de kendilerine aitti. Erzurum-Sivas yolunda taş kırıp toprak kazan 1400 mükelleften 21'i çalışma yerinde öldü. 15 Mart 1944'te, tahsil edilemeyen bütün Varlık Vergisi borçları silindiğinde, 114.368 mükelleften 315 milyon lira tahsil edilmişti. Bu miktar 1943 yılı devlet harcamalarının % 38'ini oluşturuyordu. En çok vergi tahsilatının yapıldığı İstanbul'da Defterdar sıfatıyla uygulamanın başında bulunan Faik Ökte, Varlık Vergisiyle ilgili kitabını şu sözlerle bitirir: "Ben kendi hesabıma, bu mevzuda devletin vakar ve haysiyetine vurulan bu darbe dolayısıyla, başta başbakan olmak üzere, hepimizin Yüce Divan'a sevk edilmeyişimize hâlâ hayret ederim." Popüler Siyasi Deyimler Sözlüğü - Alper Sedat Aslandaş - Baskın Bıçakçı
- Nietzsche'ye Sorular – 1
- Eğer henüz kel değilse parti lideri saç tipi diye bir şey var. Bütün saç bi tarafa doğru taranıyor. Bi de aga her gün traş mı olunur allanısen. Siyaset zor iş.
- Robot Diyaloglar:
Evet efendim.
Güzel. Herhangi bir sorun?
Sadece iki denek başlarını yastıklarına koyunca duydukları ritmik sesin kalplerinden gelmediklerini anladılar.
Uykuda kalp krizi. Kayıtlara böyle geçti.
Daha dikkatli olun. Uyananların sayısı her geçen gün artıyor.
- Milattan önce 4000'lerde Sümerlerde iki kişi evlendiği zaman kızın babası yeni ailenin bir aylık tüm ihtiyaçlarını karşılamakla aynı zamanda da damada istediği zaman "mead" denilen bir çeşit baldan yapılan bira sağlamakla yükümlüymüş. Balayı (honeymoon) ismi de buradan gelmekteymiş. Bal gibi kayın peder.
- Millenarizm: Her bin yılda barış ve refah döneminin geleceğine inanan düşünce. - böyle de naif kafalar var hala.-
- Aptallık lüks olmalı; hemen herkesin tercih ettiği bir şey.
- Soruyorum: Hakikat tek ise neden her şey çift?
- Retweetlemek daha agresifçe.
- + Böyle havalı şeyler söyleyip milletin kafasını karıştırmayı seviyorum abi yaa..
Friday, March 25, 2016
Bunları Konuşmamız Lazım
Devasa, mukayese götürmeyecek büyüklükte şeylerin bile sadece yeteri kadar yüksekliğe çıkınca küçücük bir noktaya dönüşeceğini bilmek.
Açlığın olduğu yerde haysiyet beklemek haysiyetsizliktir.
La amığa goduklarım. Biz bu kadar teknolojiyi yoğtubda sevdiğimiz şarkıdan önce düşük çözünürlüklü 5 saniyelik videolar izleyelim diye mi geldik.
Yollar ve üzerinde ona bakan insanlar o kadar güzellerdi ki bir an için neredeyse Türkiye'de olduğunu unutacaktım.
Bu olanlar insanı delirtir ama sen bu zekayla onu da beceremezsin.
Ne lan bu neşen ilk kağıtta Maça Ası mı geldi?
Eskiden hükümdarın incinen bir yeri iyileştiğinde şenlikler düzenlenirmiş...
Rakım öyle şenlikli bakıyor bana,
bense,
bir ölü yıkanır gibi dönüyorum musallada.
Ağzım kireçten kuyu.
Abı hayat suyundan tadamıyorum.
Türkiye'de 25 yaşını geçmiş ve üniversite bitirmiş erkeklere askerde "poşet", vatanını canı kadar çok sevdiği halde! zamanı olmayanlara "kısa dönem", vatanı için verecek 18 bin lirası olmayanlara da "şehit" denir.
Seni bir sikerim gider Google'da yarrağın anlamına bakarsın.
Fazla tevazu kibirdendir.
İnsan tek başına da çok olamaz mı?
Kim bilir kaç memleket genci doğru pornoyu bulmanın macerasında hışımla giriştiği otizbirden vazgeçmiştir.
“When you lost the element of surprise, you could assure success only by the ruthless application of overwhelming force.” -Dean Koontz-
"It was strange how some of childhood's words and ways fell at wayside and were left behind, while others clamped tight and rode for life, growing the heavier to carry as time passed." -Stephen King-
Robot Diyaloglar:
İnsan ilk olmak istiyor sevgide. Nefret edilmekte ise son. Hatta hiç mümkünse. İlginç bir yaklaşım dedi 17 milyar insandan topladığı verilerin sonucunu okuyunca. O duygudan bu kadar uzak olmak istemelerine rağmen nükleer bir savaşla kendi türlerinin sonunu getirmiş olmaları ne kadar da garip.
Böyle bir kelime varmış: Kanon: Heykelde vücudun değişik uzuvları ile bunların birbirlerine olan oranları belirleyen ölçüler.
Yıllar önce ölmüş bir arkadaşım var. Kardeşim gibiydi. Aynı yıl aynı gün doğmuş aynı okullara gitmiştik. Liseyi bitirene kadar. Sonra o hiç sevmediğimiz okulu benden önce terk edip askere gitti. geldi. Sonra Bi sabah uyanamadı. Kalp krizi dediler. Saat sabahın 6'sıydı. Şimdi ben onun adını internet sitelerine güvenli giriş yaparken güvenlik sorusu olarak kullanıyorum. Çok mu ayıp ediyorum can kardeşim paramı, çok mühim bilgilerimi çalmasınlar, orada olduğumdan kimsenin haberi olmasın diye buz gibi soğuk, "en iyi arkadaşınızın ismi" diye sorduklarında hala seninkini yazınca?
Rahat uyu ebi.